Derbiden önce teknik adamlar ilk 11’lerini, yedeklerini ve skor odaklı plan değişikliklerini nasıl yapacak?

Rekabetin, tansiyonun ve beklentinin bu kadar büyük olduğu bir derbide teknik adam olsanız siz oyun planınızı neye göre düzenlerdiniz ? Kazanmak ? Kaybetmemek ? Yoksa bu baskının altında karşı takımı sıradan bir rakipçesine analiz ederek mi ? Benim cevabım son iki paragrafta.

Öncelikle ev sahibi Fenerbahçe’nin gözünden başlayalım. Ersun Yanal geçen sezon takıma taraftarın yoğun isteği ve Ali Koç’un o zamana kadarki teknik direktör seçimlerindeki başarısızlığını görmesi üzerine ‘eldeki imkanlarla getirilebilecek en doğru adam’ konumunda giriş yaptı. Ana planın savunmadan hücuma geçmesi, ön alanda yapılan baskı taraftarı gelecek adına umutlandırmaya yetti. Bunun temel nedeni ise bundan yalnızca 5 sene önce aynı mentaliteyle nisan ayında gelen şampiyonluktu. Üstüne üstlük ocakta küme düşme hattının yakınlarında gezen Fenerbahçe mayıs ayına gelindiğinde Avrupa ümidiyle sahaya çıkabilmişti.
Bu sezon ise iç sahadaki güçlü oyun ve dolu tribünlerin yarattığı baskı deplasmanlarda bırakılan 21 puana rağmen ligde büyük takımlarla Anadolu ekipleri arasındaki makasın da daralmasıyla kimsenin kopup gidemediği şampiyonluk mücadelesinde tutmaya yetti Fenerbahçe’yi. Ancak şimdi önümüzde son 3 haftada maç kazanamamış ve önündeki derbiyi de kazanamaması halinde şampiyonluk hedefinden bir hayli uzaklaşacak hatta yenilmesi halinde 20 seneden sonra kendi sahasında ezeli rakibine kaybeden Fenerbahçe hocası olarak anılacak bir teknik adam var. Ve bu adam o maçı kazanırsa rakiplerine karşı sağladığı fikstür avantajıyla beraber daha yüksek sesle şampiyonluktan bahsedebilecek.

Bana kalırsa Ersun Yanal’ın birinci önceliği kazanmak olacaktır ancak Gustavo, Emre ve Rodrigues’in bu maçta oynayamayacak olması da dizilişini az çok mecbur kılar hale getiriyor. İkinci devreye başlarken Gustavo-Emre hocanın ana planı gibi dururken Ozan bir jokerdi, Tolga ise sol kanatta hocanın savunmayı 3. bölgeden başlatması adına önem taşıyordu. Şimdi ise elinde 6-8 oynayabilecek pek bir seçeneği yok. Bu ikilinin 6 numarası olarak ya Herta Berlin’de 6 numarada başarılı işler yapmış Tolga’yı ya da stoper tandemine artık monte etti diyebileceğimiz Jailson’u kullanmak durumunda. Kulübedeki Rami ve Falette’e hocanın pek de güvendiğini söyleyemeyiz. Bu yüzden Jailson’u stoperde kullanmaya devam ederek önüne elinde kalan tek tercih olan Ozan-Tolga’yı kullanacak gibi duruyor. Altay, Serdar ve Isla’nın yeri zaten sabit. Sol bekte kimin oynayacağına ise kanat rotasyonundaki yokluk karar verecek gibi. Garry’nin sakat olduğu, Tolga’nın 6’ya çekilmek zorunda kalındığı bir derbide kanat oyuncusu profilli 3 isim kalıyor elde: Dirar, Deniz, Ferdi. Kruse 10 numarada, kendi yerinde, form tutmuşken onu kanatta kullanmak istemeyecektir. Ferdi’ye hala tam olarak güvenemediğini göz önünde bulundurursak da Dirar’ın sağ kanatta Isla ile uyumu nedeniyle sağda, Deniz Türüç’ü ise solda göreceğiz gibi. Tabi Galatasaray solunun Saracchi, Ömer, Onyekuru üçlüsünün ikisinden oluşacağını düşündüğümüzde Dirar’ın bek özelliğini de burada kullanmak isteyecektir. Özellikle Saracchi’nin oynaması durumunda onu rahat bir şekilde Fenerbahçe yarı sahasında dolaştırmak riskli olacaktır. Ersun Yanal’ın çıkaracağı 11 hakkındaki öngörüm bu şekilde.
Peki ya Fenerbahçe’nin oyun planı nasıl olacak? 0-0, 1-0 ve 0-1’ı birbirinden tabi ki farklı oynayacaktır. Derbilerde ev sahibinden özellikle Fenerbahçe’den alışkın olduğumuz gibi ilk 15 dakikada rakibin üzerine çökmek isteyeceklerdir. Erken gelen bir gol hem motivasyonunuzu yükseltebilir hem taraftarı daha güçlü bir şekilde arkanıza almanıza neden olur. Bunların yanı sıra hiçbir büyük takım Kadıköy’deki bir derbide geride olmayı istemez hatta öndeyken bile çoğu zaman tedirgin olur. İlk 15’te golü bulamazlarsa oyun biraz daha dengeye döner ve iki taraftan da kontrollü bir futbol izleyebiliriz. Devre sonuna yaklaşıldığında ise her iki taraftan da ’45’i atlatalım’ sinyalleri almamız şaşırtıcı olmaz. İkinci yarının 0-0’la devam etmesi son bölümlerde Fenerbahçe’nin baskılı bir oyun oynmasına sebep olur. Daha önce dediğim gibi Fenerbahçe bu 3 puanı da alamaz ve zirveyle arasında 11 puan gibi bir fark olursa (Trabzonspor’un hem bu hafta hem eksik Malatya maçını kazanıp derbinin beraberlikle sonuçlanması durumu) camiadaki şampiyonluk seslerinde alçalma meydana gelmesi muhtemeldir. Bu yüzden Ersun Yanal’ın biraz daha risk alabileceğini; Dirar-Mevlüt değişikliğiyle Deniz’i de orta sahaya çekip 4-4-2 baklava haline gelebileceğini düşünüyorum. Bu sisteme geçilirse Deniz-Ferdi değişikliği de şaşırtıcı olmaz. Ve bu şekilde son dakikalardan bir gol çıkartmaya çalışırlar.
Fenerbahçe aradığı o golü son 20 dakikaya gelinmeden bulursa (ilk yarı veya 45-70 arası) ise son 20 dakika veya yarım saatte Dirar’ın Isla’yla beraber neredeyse tamamen çift bek gibi görev alacağını Tolga’nın stoper arasına girip savunmayı 5’leyeceğini düşünüyorum. Bu şekilde fazla hücum opsiyonu bulunmayan Galatasaray’ı tamamen kilitlemek isteyecektir.
Üçüncü ve son ihtimalimiz de golü Galatasaray’ın bulması. Ben bu durumda Ersun Yanal’ın oyunun belli bir bölümüne kadar ana planından kopmayacağını düşünüyorum. Tabi ki çok aksayan bir nokta veya sakatlık/kart olmaması durumunda. Fenerbahçe 1-1’i yakalarsa sonrasının Galatasaray için kabusa dönüşeceğinin farkındadır hoca. 0-1’de 60 gibi, 1-1’i yakalaması durumunda ise 75-80 civarında yine hücumsal değişikliklerini görme ihtimalimiz çok yüksek.

Bir de Galatasaray açısından bakalım bu 90 dakikaya. Fatih Terim 1,5 sezon önce geldiği Galatasaray’da ekonomik açıdan zorlu geçen 2 şampiyonluk kazanmış ve bu seneye ‘güçlü’ bir kadroyla başlamıştı. Birçoğuna göre Galatasaray bu kadroyla açık ara şampiyon olmalıydı. Bakıldığı zaman sahaya çıkan 11 isim de oldukça kaliteliydi (Muslera/Nagatomo-Luyindama-Marcao-Mariano/N’Zonzi-Lemina-Seri-Feghouli-Babel/Falcao) ancak hesapta bir hata vardı. Bu takımın yaş ortalaması 30 ve düşüren iki ismi stoperdi. Yani Fatih Terim’in Galatasaraylı’lara alıştırdığı tempolu hücum oyununu oynaması neredeyse imkansızdı. Hoca ise bıkmadan ocak ayını işaret ediyordu, ‘operasyon’ diyordu. O zamana kadar Ömer takıma monte edilmiş ve bir nebze de olsaoyuna hız kazandırmıştı ancak hala oldukça yetersizdi. Ocak ayı geldiğinde N’Zonzi ve Babel gitmiş, sezon başı listede bulunmayan Linnes geri dönmüş ve Nagatomo listeden çıkarılmıştı. Bunların üzerine takımın sol tarafını tamamen hız ve dinamizme dayalı bir hale getirmek amacıyla Saracchi ve Onyekuru transferleri yapıldı. Sonrasında ligde 6 maçlık bir seri oluşmuş ve liderle aradaki puan farkı maksimum 5 (Trabzonspor’un Malatya’yı yenmesi durumu) olacak şekilde üçüncülüğe kadar gelinmişti.

Fatih hoca maça çıkarken aklındaki ilk şey kazanmak değil kaybetmemek olacaktır. Dizilişe gelirsek Saracchi ve Falcao’nun durumu belirsiz, Lemina ise oynayamayacak. Lemina’nın eksikliği hem takımın geriden top çıkartırken rahatlaması hem de orta sahadaki dinamizmini olumsuz etkileyecektir. Onun eksikliğinde Donk’u 6 numaraya çekip stoperde Ahmet’i kullanmaksa büyük risk olur. Bu yüzden savunmada sol bek haricinde değişiklik beklemiyorum. Sol bek konusunda ise önemli olan Onyekuru’nun durumu. Hoca Onyekuru’nun 90 dakika oynayabileceğini düşünürse sol beke de muhtemelen oynayabilir durumda olan Saracchi’yi, oynayamayacaksa Ömer’i tercih edecektir. Ancak Onyekuru sonradan dahil olacaksa sol önde Ömer Bayram, arkasında Saracchi veya Linnes olacaktır. Bunda da önemli etken yine Saracchi’nin durumu. Savunmanın önünde Seri’nin yeri banko diyebiliriz. Yanında oynayacak isim opsiyonlarında ise Belhanda ve Taylan’dan başka alternatif yok gibi. Fatih Terim’in şimdiye kadarki ilk 11 ve değişiklik tercihlerine bakarak Taylan’ı önümüzdeki sezona hazırladığını söylemek çok da yanlış olmaz. Ayrıca düzenli oynatmadığı Taylan’ı Kadıköy gibi bir deplasmanda 11 başlatarak risk almak istemeyecektir. 6-8 ikilisi aslında ikisi de 8 olan Seri ve Belhanda’dan oluşacak. Forvetin arkasında Emre ve sağ kanatta Feghouli de sabit kalacaktır. Forvette ise Falcao’nun iyileştiği söylense de Fatih Terim’in çıktığı son 6 maçta 7 gol atan Adem’i bu formuyla yedek bırakacağını sanmıyorum.
Oyun akışında ise 0-0’ın biraz daha olsun işine yaradığı ekip Galatasaray. Bu sebeple ilk amaç kesinlikle Fenerbahçe’nin maç başında yapacağı yoğun baskıyı kırmak olacaktır. Oyun biraz daha rölantiye yaklaştığında ise hocanın isteği topa daha çok sahip olarak skoru korumak olacaktır. Çünkü bu şekilde son yarım saate girilmesi durumunda Fenerbahçe gol için yüklenmeye başlayacak, Feghouli ve Onyekuru’yla kontra atak bulma olanakları artacaktır.
Olası bir Fenerbahçe golünde ise oyuncu veya plan değişikliği olmadan bu sefer topa sahip olurken bir yandan da rakip ceza sahasına oyun yıkılmaya çalışılacaktır. Burada Galatasaray’ın elini en çok rahatlatan durum ise Rodrigues gibi hızlı bir oyuncunun sahada olmayacak olması yani rakip en büyük kontra gücünden yoksun bir şekilde sahada olacak. Bu da daha rahat bir şekilde rakip yarı alanda oyun kurmasını sağlayacak.
Skor Galatasaray lehine değişirse maçın son bölümlerinde Feghouli-Onyekuru ve Adem-Ahmet değişikliklerini görebiliriz. 5’li bir savunmahattı kurup 4 orta sahasını da defansa yaklaştırarak en uçta Onyekuru ile yine kontralardan ikinci gol aranacaktır.
Ben iki takımdan birinin hocası olsaydım da bu kadrolarla sahada olurdum. Kısaca bu 11’lerin nedenlerini de paylaşayım.
Fenerbahçe’de Adil Rami’nin oynamamasının en büyük nedenlerinden biri hız. Peki bu hız sorunu tolere etmek mümkün değil mi? Bence mümkün. Savunma hattı biraz geriden kurularak Rami’nin yanından basıp gidilmesi önlenebilir. Bu orta sahada olduğu zaman rakip bire bir pozisyona girecektir ama derindeki bir savunmada topu ayağından aynı derecede açması pek mümkün olamaz. Bu nedenle Emre-Gustavo yokluğunda Rami’yi stopere çekerek orta alanda Jailson’u kullanırdım. Kanatsız bir oyunla Tolga ve Ozan gelen rakip bekleri karşılar ve kanatta mecburiyetten oynatılan Tolga-Deniz ikilisine de ihtiyaç kalmaz. Deniz Türüç’ü de Kayserispor’da etkili olduğu forvet arkası pozisyonuna, Kruse’nin yanına çekmek Kruse’nin ceza sahası koşularında yay çevresinde Fenerbahçe’nin eksilmesine de çözüm olur. Ayrıca hem sol ayağıyla çektiği şutlar hem de hızıyla hem rakip kaleyi hem de Lemina’sız Galatasaray stoper tandemi ve 6 numara üçgenini oldukça zorlayabilir.
Galatasaray’a gelirsek Lemina’nın stoper arasına girmesi ve savunmayı rahatlatması özelliğini bir nebze de olsa geri kazandırabilmek adına ayaklarını iyi kullanan Donk ve Marcao’nun arkasına fena bir süpürücü olmayan Ahmet’i koymak bence hiç de mantıksız bir fikir değil. Saracchi’nin oynadığı durumda solda hücumu savunmasından çok daha iyi olan Saracchi ve sağda Mariano’yla hem hücum opsiyonu kazandırmış hem de orjini savunmacı olan iki oyuncuyla savunma hattını beşlemiş oluyoruz. Mariano’nun yaşı tempoyu kaldıramayacağı için pozisyonlarda kendini dinlendirerek geride kalabilir. Bu anlarda ise savunma birer sola kayarak arkada dörtlü beklemiş, Feghouli’nin kanada açılmasıyla ideal 4-2-3-1 dizilimi sağlanmış olur. 3’lü savunmayla Seri ve Belhanda’nın yükü de azalacağından hücumdaki aksiyonları daha pozitif sonuç verebilir.



