Ali Koç ve Teknik Direktör Tercihleri

Başkan Ali Koç yönetimindeki Fenerbahçe’de 3. sezon dolmadan 5. teknik direktör değişikliği yaşandı. Şimdiye kadar görev alan hocaların hikayeleri, geliş nedenleri, puan ortalamaları ve görevden alınmalarını ilgimi çeken yönleriyle anlattım.

Başkan Ali Koç 3 Haziran 2018’de göreve geldiğinde 15 gün içerisinde ligi lider Beşiktaş’ın 13 puan gerisinde, 3. sırada bitiren Aykut Kocaman ile yollar ayrıldı. Bu ayrılığın ardından Koç yönetimi 4 farklı teknik direktörle çalıştı.

Phillip Cocu

“Gönlümden geçen, arzum, dileğim, başkan olduğum müddetçe umarım ilk ve son teknik direktör anlaşmamız olur.”

Ali Koç – Phillip Cocu’nun imza töreninden
Nasıl/neden getirildi?

2014 yazında başına geçtiği PSV Eindhoven’la Ajax’ın 4 sezonluk hegemonyasını yıkarak kulübe 6 sezonluk aradan sonra 4 yılda 3 şampiyonluk yaşattı. Türkiye ve Hollanda liglerinin birçok konuda benzer özellikler göstermesinin yanında geleceğe dönük planları olan, altyapıya önem veren ve vizyonlu bir isim olması da Cocu’nun tercih edilme nedenleri arasındaydı.

Comolli – Cocu ikilisinin ilk yaz transfer döneminde Josef de Souza, Giuliano ve Fernandao’nun satışlarından 25 milyon euro gelir sağlayan Fenerbahçe bu bütçesini 16,5 milyon euro harcayıp aldığı 11 yeni oyuncuyla değerlendirerek kadrosunu yenilerken yaz transfer sezonunu da 8,5 milon euro karla kapatmış oldu.

Neden gönderildi?

Sezon başladığında ligde ilk 9 hafta geride kalırken 4 mağlubiyet alınmış ve yalnızca 2 maçtan 3 puanla ayrılabilmişlerdi. Bunun yanı sıra Şampiyonlar Ligi eleme turunda Benfica’ya elenerek düşülen Avrupa Ligi’nde de 3 maçta 4 puan alındı. 10. haftada Kadıköy’de oynanan ve Ankaragücü’ne 1-3 kaybedilen maçın ardından ise “Umarım son anlaşmamız olur.” denilerek getirilen Cocu ile 15. maçının ardından yollar ayrıldı.

Erwin Koeman
Nasıl/neden geldi?

Yeni teknik direktör beklenirken bir sonraki hafta Galatasaray deplasmanında takımın başında Cocu’nun yardımcısı Erwin Koeman sahaya çıktı.

Cocu’nun görevden alınmasıyla bir anda Fenerbahçe antrenörü olarak hayatına devam eden Koeman ilk maçına Galatasaray deplasmanında çıkıp ve 2-0 geriden gelerek 2-2 beraberlikle bitirdiği maçla kötü başlayan sezonda camiaya ‘acaba’ dedirtince bir süre Koeman’la devam edilmesi kararına varıldı. Derbideki sonucun ardından hafta içinde Anderlecht ve 3 gün sonrasındaki Alanyaspor galibiyetlerinin de gelmesiyle camiada Koeman’ın doğru adam olabileceği fikri yayılmaya başladı.

Neden gönderildi?

Alanyaspor maçından sonra işler tersine dönmeye başlamıştı. Trabzonspor karşısında alınan mağlubiyet ve peşine gelen Dinamo Zagreb ve Kasımpaşa beraberlikleri soru işaretleri başlatmış, Türkiye Kupası’nda Giresun’u geçtikten sonraki Akhisar ve Spartak Trnava mağlubiyetleri Koeman’ın ara transfer döneminden önce takımdan gönderilmesine neden olmuştu. Koeman çıktığı 9 maçta 1,33 puan ortalaması ile aralık ayında Fenerbahçe’den ayrılmış oldu.

Ersun Yanal Dönemi

“Fenerbahçe’nin bugün içinde bulunduğu durumu bugün dışardaki havayla eş değer tutabiliriz. Hava yağmurlu, ıslak, kaygan bir zemin. Kara bulutlar, puslu bir hava. Görüş mesafesi sınırlı.  Aynı bügünkü hava gibi ama yarın da güneş açacak. Güneş açmak için Ersun hocamızda burada. Ersun hocamız tribünlerin de uzun zamandır beklediği, dua ettiği ve istediği bir isim.”

Ali Koç – Ersun Yanal’ ın imza töreninden
Nasıl/neden geldi?

Koeman’ın da başarısız olmasıyla Ali Koç, sezon başlangıcından bakıldığı zaman ilk 4 ayında bir sportif direktör getirmiş, onun büyük pay sahibi olduğu 11 transferden olumlu bir dönüş alamamış ve 2 teknik direktör kovmuş olmuştu. Başkan olurken arkasında olan taraftarı işler bekledikleri gibi gitmeyince olaya el atma gereği görmüş ve Koeman’ın son maçlarında tribünlerde ‘Ersun Yanal’ seslerini yükseltmişti. Başkan, yaptığı tercihlerde başarısız olduğunu görürken bir kez daha kendini ateşe atmamak adına taraftarın istediği Ersun Yanal’ı kendisinin pek gönlü olmasa da takımın başına getirmişti.

2018/19

Ersun hoca takımın başına geldiği zaman aslında kendisi için oldukça müsait bir ortama giriş yapmıştı. 2013/14 sezonunda yaşattığı gösterişli şampiyonluğun yanı sıra başına geçtiği takımı kendisinin kurmamış olması da kendisine büyük bir kredi sağlıyordu. 15. haftada 17. sırada göreve geldiği Fenerbahçe’de ara transfere kadar olan süreçte ligdeki 2 maçından da beraberlikle ayrılmış ve 2019’a düşme potasında girmişti.

Ara transfer döneminde Moses, Serdar, Sadık, Tolgay ve Zajc takıma katılırken Reyes, Aatıf ve Barış Alıcı’yla yollar ayrıldı. Ümraniyespor’la yapılan iki maçın ardından kupaya veda edilirken ligde Bursaspor ile oynanan maçtan bir beraberlik daha alınmıştı. Yani Ersun Yanal takımın başına getirildikten sonra ilk 6 resmi maçında sadece Giresunspor’dan galibiyet alabilmişti ve işler onun için pek de iyi gitmiyordu. Bu sırada Ali Koç’u rahatlatan faktör ise taraftarların hala stadı doldurup hocalanın arkasında durmasıydı.

Kötü başlangıcın ardından bir toparlanma dönemine girilmiş ve 21 Şubat’ta Zenit deplasmanında alınan mağlubiyetle Avrupa Ligi’ne veda edilmesinden sonra ligde 12 maça çıkan Fenerbahçe 36 puanın 22’sini toplayarak ocak ayında 17. sırada bulunduğu ligi mayısta 6. sırada tamamlamıştı.

2019/20

Sezona bir önceki sezonda takımı aldığı ve bitirdiği noktalar arasındaki farkın da büyük etkisiyle taraftar desteğini arkasında daha da sağlam bir şekilde hissederek giren Ersun Yanal, transfer döneminde bir şans daha verilen Comolli ve hedefi şampiyonluk olan başkan Ali Koç beraber girdi.

Yaz transfer döneminde büyük bir operasyon yapıldı; bir önceki sezon kiralık olarak oynayan Slimani, Ayew, Benzia ve Frey geri gönderilip Mehmet Topal, Şener, Valbuena ve Soldado gibi önemli isimlerle yollar ayrıldı. Eljif Elmas 16 milyon euro gibi ciddi bir gelir kazandırarak Napoli’ye giderken kaptan Volkan Demirel ise profesyonel kariyerini noktalayarak teknik ekibe katıldı. Eljif’ten elde edilen gelir Deniz Türüç, Vedat Muriqi, Zanka, Altay ve Luiz Gustavo’ya harcanırken Adil Rami, Max Kruse, Emre Belözoğlu ve Mevlüt Erdinç bedelsiz olarak kadroya katıldı, Galatasaray’ın art arda elde ettiği iki şampiyonluğun 1,5 sezonunda önemli pay sahibi olan Garry Rodrigues kiralandı.

Neden/nasıl gönderildi?

Sezona şampiyonluk hedefiyle, camia olarak bir bütün halinde ve önceki sezona göre oldukça güçlü bir kadroyla giren Fenerbahçe ilk 19 haftayı 11 galibiyet, 4 beraberlik ve 4 mağlubiyetle sezonu şampiyon bitiren Başakşehir’in 1 puan önünde, dönemin lideri Sivasspor’unsa 4 puan gerisinde 2. olarak kapattı ancak şubat ayı boyunca oynanan 5 maçın hiçbirinden galibiyet alınamayınca Ersun Yanal’la da yollar ayrıldı. Sezonun geri kalanı ise yardımcılardan Tahir Karapınar ile tamamlandı ve Fenerbahçe ligi 53 puanla 7. sırada tamamladı.

Erol Bulut Dönemi

“Fenerbahçe ailesi olarak saha dışında camiamızın eşsiz desteği ve güveni, saha içerisinde yakalayacağımız birlik, beraberlik, takım ruhu ve mücadeleyle birlikte eşsiz zaferlere ve kupalara yürüyeceğimize inancımız tam. ”

Fenerbahce.org – 25.08.2020
Neden/nasıl geldi?

Pandemiyle beraber tamamlanan sezonun hemen ardından başkan Ali Koç uzun bekleyişin ardından hem Yeni Malatyaspor’da hem Alanyaspor’da görece daha kısıtlı kadrolarla göze hoş gelen oyunlar oynatan ve her iki takımla da ligi Avrupa Ligi potasında tamamlamayı başaran Erol Bulut’la anlaşmaya vardı.

Yaz transfer sezonunda Samatta haricinde tamamı Erol Bulut geldikten sonra yapılan 16 transfer gerçekleştirildi. Bu transferlerle beraber futbolla ilgilenen neredeyse herkesin ortak kanısı “Bu kadro bu ligi süpürür.” olmuştu. En basit düşünceyle, sezona Galatasaray orta sahasında büyük bir nicel eksikliğin olmasının yanı sıra ocak ayına kadar da Muslera’dan yoksun; Beşiktaş ise sağ bekte Lens, santrafor rotasyonundaysa gol atamayan Güven Yalçın ve Cyle Larin ile giriyordu.

Fenerbahçe, ilk 7 haftayı Galatasaray’ın 4, Beşiktaş’ın 7 puan önünde lider tamamladı ancak hala kadrodan beklenen güçlü oyuna pek yaklaşılmamıştı. 8-13. haftalar arasındaki 6 maçtan da 2 galibiyet ve 4 mağlubiyetle (Kadıköy’deki Beşiktaş derbisi de dahil) çıkılınca taraftarlar arasında fikir ayrılıkları oluşmaya başladı. Bir bölüm “Bu iş Erol Bulut’la olmayacak.” düşüncesine girerken diğer kesimse “Biz hocaya güveniyoruz.” tarafındaydı. Maçların seyircisiz oynanmasının büyük takımları ne kadar olumsuz etkilediği ortada ancak bu tarz dönemlerde taraftarların skora bağlı olarak takımları birçok kez kaosa sürüklediğine de şahit olduk. Bu yüzden Erol hocanın maçlarda geleceğini değil de sahanın içini düşünebilmek adına büyük bir fırsatı oldu.

Nasıl gönderildi?

Kötü sürecin ardından 9 maçlık bir seri (8G, 1B) yakalandı ve Fenerbahçe 23. haftayı sonunda Galatasaray ve Beşiktaş’ın 3 puan önünde lider tamamladı ama sahadaki oyun ne Fenerbahçeli’leri tatmin ediyor ne de izleyenlere keyif veriyordu. 24. haftada Kadıköy’de oynanan ve Galatasaray galibiyetiyle sonuçalanan derbiden sonra ise hem oyun hem de skor olarak bir istikrar yakalanamadı. Derbi dahil 8 maçtan yalnızca 3 galibiyet alınmasının ardından Erol Bulut ile yollar ayrıldı.

Neden?

Başkan Ali Koç’un arzuladığı istikrarı sağlayamamasının nedenleri neler oldu?

Yeni yönetim geldiğinde ilk iş Avrupa modelinde bir sportif direktör getirerek kadro planlaması yapılıp buna uygun bir teknik direktör getirmek oldu. Comolli imzayı attı ve transferler başladı. Yaklaşık 1.5 ay sonra Cocu ile anlaşıldı. Yapılan iş her ne kadar doğru görünse de Cocu, PSV’de 4 sezonda 3 şampiyonluk yaşarken kadrolarının yaş ortalamaları 21.8, 23.2, 22.7 ve 22,1’di. Fenerbahçe’de ise göreve başlarkenki geniş kadrosunun yaş ortalaması 25.6, ideal bir maç kadrosununki ise 26.7’ydi. Ayrıca Cocu PSV’de daha önce hem alt yaş gruplarında antrenörlük hem yardımcı antrenörlük hem de teknik direktörlük yapmıştı. Zaten Hollandalı olmasının ve orada futbol oynaöış olmasının getirdikleri de uyum gibi bir sorun yaşamasının önünün tamamen kesmişti. Buradaki en önemli nokta ise Cocu’nun PSV’de her kademede antrenör olarak 5 sezon geçirdikten sonra istikrarlı başarıyı sağlamıştı. Bizler de Ali Koç’la beraber teknik direktör sabrının biraz da olsa artabileceğini düşünürken kariyeri bu şekilde ortada olan biri isme yalnızca 15 maç verilmesi belki de bu zamana kadar gelen sürecin en önemli noktasıydı.

Coeman ise zaten bir geçici antrenör olarak getirildiğinden dolayı görev süresinin anlık başarı ve başarısızlıklarla belirlenmesi Türkiye standartlarında gayet olağan bir durumdu.

Ersun Yanal’ın gelişi ise bana göre Ali Koç’un önce “Ben bir şeyleri değiştireceğim.” dercesine yaptığı Comolli-Cocu birlikteliğinin beklediği sonucu vermemesinin ardından taraftarı karşısına almamak, ortalığı dinginleştirmek açısından verilmiş kısmen doğru bir karardı. Ersun Yanal bildiğimiz gibi baskıyı, hareketli oyunu ve güçlü kadrolarla rakibi boğmayı seven bir antrenör ve bence bu kadar net çizgileri olan bir hocadan başkasının yarattığı kadroyla şampiyonluk beklemek çok da doğru değil. Nitekim bakıldığı zaman Ersun hoca 2019/20 sezonuna kendi kurduğu kadroyla girmiş ve puan tablosunda sezonu lider bitiren Başakşehir’in önünde yer alırken yine bir düşük form periyodunda görevine son verilmişti.

Bu sezonun başında Erol Bulut’un tercih edilmesinde muhtemelen Alanyaspor ve Yeni Malatyaspor’da kısa vadede başarı yakalaması büyük rol oynadı çünkü yönetim daha önce iki kez antrenörlerden başarı bekleme konusunda ne kadar aceleci olduğunu gördü ve artık taraftarların da yönetime olan düşüncelerinde irili ufaklı değişimler başladı. Ayrıca Erol Bulut’un Fenerbahçe kariyeri ve Emre Belözoğlu ve Volkan Demirel gibi isimlerle çalışmasının hem adaptasyonunun kısa sürmesinde hem de futbolcularla bağının daha kuvvetli olmasnda büyük kolaylık sağlayacağı düşünüldü. Bakıldığı zaman taraftarın desteği, transferdeki başarı ve yaratılan ortam sorunsuz görünüyordu. Galatasaray derbisine kadar da oyun tat vermese de skorlar karın doyuruyordu. Derbiyle beraber yine 8 maçlık bir form düşüklüğü ligin bitimine 10 hafta varken lider Beşiktaş’la puan farkı yalnızca 5 olmasına rağmen Erol Bulut’un görevden alınma nedeni oldu.

Geri dönüp 3 ana ve bir geçici antrenöre bakıldığı zaman hepsinde benzer sorunlar göze çarpıyor. İşler iyi giderken antrenörlere verilen destek ve tökezlendiği anda keskin kararlar alınması herhangi bir kriter fark etmeksizin hiçbir teknik direktörde farklılık göstermedi.

Oynanan futbolu göz ardı ettiğimiz zaman Ali Koç’un, döneminin en yüksek puan ortalamalı teknik direktörünü ligin bu denli kritik bir noktasında görevden alıp takımı futbolculuğundaki oyun zekasından en ufak şüphe duyulamayacak olsa da daha önce hiç antrenörlük geçmişi olmayan Emre Belözoğlu’na teslim etmesini çok da mantıklı bulmuyorum. Bunun nedeninin en basit anlatımı da şu olmalı:

1- Fenerbahçe bu sezon şampiyon oldu ve Emre Belözoğlu’yla devam kararı alındı. Yaz transferinde Emre Belözoğlu’nun istediği transferler yapıldı ve ilk 10 haftada 4-5 mağlubiyet alındı. Sonucunda antrenör değişikliği yaşanacak ve takım, getirilen hocanın takımı olmayacak. Bir sezon kaybı demektir.

2- Fenerbahçe bu sezonu şampiyon tamamlayamadı ve şampiyon olan takım 80 puanın altında şampiyon oldu. Erol hocanın ortalamasına bakıldığı zaman 80 puan yapar ve Fenerbahçe’nin şampiyon olması anlamına gelir. Dönemlik performans yüzünden sezon yanar.

3- Fenerbahçe bu sezon şampiyon olur ve önümüzdeki sezona Emre Belözoğlu veya başka bir hocayla iyi başlangıç yapılır. Ali Koç’un tek haklı çıkacağı senaryo gerçekleşir.

Tabi ki daha birçok ihtimal var ama en basite indirgenmiş 3 senaryoda başkanın %33’lük bir şansı var.

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın